Aslında kişisel herhangi bir şey tutmak istemiyordum blogda ama “Kişisel Web Sayfası” bağlamında bu yasağı bugünlük çiğneyeyim. Çiğneyeyim ki bloğa yazma, öğrendiğimi Türkçe içerik olarak insanların yararlanabilecekleri bir hale getirme hevesim geri gelsin. Epey olmuş buraya yazmayalı…
Garip bir gün şu sevgililer günü, yalnız geçirene daha da garip. Bugünde yalnız kalmaktan korkanlar da az değil hani. Günü alaya almak aslında en güzeli, St. Valentine’e küfretmek, sevgililer gününe yönelik hediyelik eşya satan yerlerin veya çiftlerin gidebileceği mekanların sahipleri tarafından icat edildiğini, St. Valentine’nin bir iş adamı, tüccar olduğu gibi klasikleşmiş spekülasyonları tekrar etmek günü kurtarıyor bir yerde. Ama ya sen bunu garipserken, gönlünce Valentine’e bok atarken milyonlarca çiftin de akıma kapılması?..
Dışarı çıkayım biraz seyredeyim dedim çiftleri. Üçkuyular iskelesinden başlayıp, Göztepe ve oradan Konak’a doğru sahil boyunca yürüdüm. Hava da tam sevdiğim türden. Ensende ya da suratında patlayan güneş yok ama yağmur da yok. Esinti az, deniz durgun. Bir sigara çıkarmak için ceplerimi yokladığımda cebimde fotoğraf makinemin olduğunu farkettim. Boş boş yürüyorsun, bari üç beş fotoğraf çek. Gemilerdir, martıdır, balıkçılardır vs. Yaptım. Paylaşılacak bir şey yok, ne iyi bir fotoğrafçıyım, ne de makinem bakmaya doyamayacağım fotolar sunuyor bana. Daha çok fotoğrafın altındaki tarihe bakarım zaten bundan bir iki ay sonra.
Ama gün sevgililer günü ve ben de öylesine dolaşıyorum. Aksiyon olsun diye biraz çiftlerin fotoğraflarını çekmek istedim. Ama bir sebebe ihtiyacım vardı. Uydurdum. “İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde okuyorum. Okulun Edebiyat Topluluğu olarak bir dergi çıkarmaktayız ve bu sayıda Sevgililer Günü konseptini işliyoruz. Dergide bugün için bir albüm oluşturacağız.”
Rastgele karşılaştığım, günü kendilerince anlamlandırmak istemiş, başbaşa vakit geçiren çiftlerin yanına gittim. Anlattım sebebimi, üç beş defa “hayır, teşekkürler” cevabı aldım. Sıktı tabi biraz durum. Bir de öğrenci kimliğimi göstererek deneyeyim dedim aynı şeyi başka çiftlerde. Bu sefer sonuç iyiydi; yaşlı, genç fotoğraf vermeye gönüllü çiftler bulabildim, red cevaplarının arasında.
Çiftlerden biri, fotoğrafın e-posta yoluyla kendilerine gönderilmesini talep etti, az önce yolladım. E-postamın altında da bu bloğun web adresi yazıyor, olaki ismini değil yalnızca simasını bildiğim çift bu yazıyı okurlarsa içleri rahat olsun; kişisel bir amaçla çekmeye başladığım fotoğraflar gerçekten de derginin bu sayısında yayınlanacak bir aksilik çıkmazsa. Gerekli sözleri aldım, gerekli yerlerden ;) Facebook, Twitter vs. gibi yerlerde de yayınlanmayacak.
Ben kendimi ne kadar iyi ifade edersem edeyim (ki iyi etmem pek), fotoğraf çektiren çiftlerin güvenlik sebebiyle, kötüye kullanılabilir düşüncesiyle hareket etmesi günümüz dünyasında gizliliğin önemini vurgulayan güzel bir nokta. Bu şahsen üzücü bir durum, saklanmak zorunda olmak. İnsanın bir eylemde bulunmak isterken güvenmeyi “zorunda kalmak” ile birlikte gerçekleştirmesi. Korkması. Korkmakta da haklılar. “Tanımadığın kişilerle konuşma” tembihleriyle büyüyen bir nesil var ortada ve günümüz dünyası… Sevmiyorum desem yeridir.
Bir diğer gözüme çarpan nokta ise, özellikle bazı çiftlerin güvenliği de geçtim, özellikle yanındaki kişi ile fotoğraf çektirmek istememesi. En azından tamamen dışarıdan bakan biri olarak bana böyle düşünmeye sebep olabilecek hareketlerde bulunması. Fotoğrafın kötüye kullanılma ihtimalini aklına getirmeyen bazı çiftler vardı ve sanki kaçak bir ilişki yaşıyormuşçasına utanarak hayır demeleri. Enteresan geldi, o günü kutlama yolunu seçiyorsan, kucağında sevgilinin aldığı bir gülle başbaşa Göztepe sahilinde oturuyorsan ve fotoğrafın kötüye kullanımından ziyade “biri görür” gibi bir sebepten dolayı fotoğraf çektirmiyorsan eğer sanırım biraz daha cesaret lazım sizlere. Ailesi baskıcıdır, belki gerçekten kaçaklardır vs. tonla sebep var elbette ama bir yerde de korkmamak gerekiyor bu güvensiz dünyada. Çok tartışasım yok bu konuyu. Özeli sonuçta. Bu paragrafı beğenmedim zaten.
Macerayı seven adamı oynadım bugün, güzeldi de. “Bir gün değil, her gün; anlam sende, günde değil ama işte bazen isim koymak faydalı oluyor” diyebileceğim bugünü başarılı bir biçimde atlatan tüm yalnızların ve tüm çiftlerin günü kutlu olsun.
Edebiyat’a teşekkürlerimle :)
Yazım Tarihi: 14 02 2010